Ticaret Araştırmaları ve Risk Değerlendirme Genel Müdürlüğü

...

Polonya'nın Olası AB Çok Yıllı Bütçesini Veto Etmesi ve Polonya Ekonomisi Üzerine Olası Etkileri

Polonya ve Macaristan’ın AB Bütçesini Veto Olasılığı Ulusal Yeniden Yapılanma Planını Gölgelemektedir

Avrupa Birliği'nin uzun vadeli bütçesine ve Yeniden Yapılanma Fonu'na Polonya ve Macaristan’ın vetosu, ulusal yeniden yapılanma planının gerçekleşebilmesi konusunda endişeleri gündeme getirmektedir.

Yeni AB bütçesi ve Yeniden Yapılanma Fonu üzerinde Polonya vetosunun kullanılması olasılığı üzerine devam eden tartışmada, ekonomik ve çevresel argümanlar hatırlanmaya değer hususlardır. Olası bir Polonya vetosu, salgın sonrası ekonomik iyileşmenin kilit aşamasında Polonya’yı AB hibelerinden mahrum bırakacak ve yeşil ve dijital dönüşümü geciktirecektir. Böyle bir karar, Covid-19'dan sonra Polonya ekonomisindeki toparlanmanın ölçeğini sınırlama riski oluşturacaktır.

 

Hafif Bir İlk Dalga ve Buna Karşı Güçlü Bir Kriz Karşıtı Kalkan

Polonya, koronavirüsün ilk dalgasına nispeten hızlı ve kararlı bir şekilde tepki gösterdi. Orta ve Doğu Avrupa ülkelerine kıyasla, Polonya mali kalkanının AB içinde en büyük ölçekli olduğu ve bunun GSYİH'nın % 6,5'ine eşdeğer olduğu tahmin edilmektedir.

Likidite araçları dikkate alındığında, Macaristan tarafından daha büyük bir yardım paketi sunulmasına rağmen, Polonya'daki harcamalardaki artış veya vergi yüklerinin azaltılması yoluyla doğrudan bütçe desteği bölgedeki en yüksek olanıydı.

Aynı zamanda, Polonya Kalkınma Fonu'nun (PFR) ticari bankalar ve Polonya Ulusal Bankası ile işbirliği içinde verimli çalışması sayesinde, Polonya'daki küçük ve orta ölçekli işletmelerin banka hesaplarına yardımlar haftalar içinde ulaştı. Hükümetin kriz karşıtı kalkanının, 2020'nin tamamında GSYİH'deki düşüşü yüzde 2-3 puan ile sınırlandırmayı mümkün kıldığını tahmin edilmektedir. Yaşanmakta olan ikinci Covid-19 dalgasının etkilerine bağlı olarak bu oran biraz daha kötüleşebilir.

Krizle mücadele programları üzerine yapılan tartışmada, önemli olanın sadece boyutları değil, aynı zamanda kalite ve öngörü olduğunu da belirtmek gerekir. Ekonominin yapısal zayıflıklarının giderilmesi veya gelecek vaat eden sektörlerin geliştirilmesi, pandemiden sonra hızla toparlanma ve büyümeyi sağlayacaktır. Polonya'da, yeşil ekonomiye yapılan yatırımlar sürdürülebilir kalkınmayı destekleyebilir, aynı zamanda ekonominin rekabet gücünü ve Batı ihracat pazarlarına erişiminin artarak devam edebilmesini sürdürebilir.

Bununla birlikte, şimdiye kadar ne Polonya ne de diğer Orta ve Doğu Avrupa (ODA) ülkeleri, daha çevre dostu uygulamalara yönelik uygulama değişikliği ile kamu desteğini birleştirme konusunda yapmaları gerekneleri tam olarak yerine getirmemişlerdir. Kore, Almanya ve Fransa gibi ülkeler, büyük ölçüde daha sürdürülebilir bir uzun vadeli büyüme modeline geçmeye yönelik stratejik tercihlerine paralel olarak önemli yeşil teşvik paketleri açıkladılar. Hiç şüphesiz, bu ülkeler yalnızca çevresel hedeflere ulşamk için değil aynı zamanda ekonomik ve ticari hedefleriyle de bu hususu yönlendiriyorlar. Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri esas olarak çalışanların işlerini korumaya ve şirketlerin iflas etmelerini önlemeye odaklandılar.

Polonyalı şirketlerin önde gelen fotovoltaik panel, rüzgar türbini veya elektrikli otomobil üreticileri arasında olmadığını bilinmektedir. Bu nedenle, yeşil yatırıma hızlı bir geçiş, ithalatta büyük bir sıçrama getirecek ve bu nedenle bu tür dönüşümlerdeki yatırım harcamaları kısa vadede yurt içi GSYİH'yı desteklemeyecektir. Ekonominin "yeşil" potansiyeli kademeli olarak inşa edilebilir ve yeni oluşturulan kamu borcunun en azından bir kısmı yeşil yatırımlar için kullanılabilir.

Batılı tüketicilerin ürün yaşam döngüsündeki karbondioksit emisyonlarına gittikçe daha duyarlı hale geldiğini, Polonya'da da hava temizliğiyle ilgili endişelerin baskın olduğunu görülemktedir. Polonya sanayileri yüksek emisyonlu kömür enerjisine dayanmaya devam ederse, Polonyalı şirketlerin bu ürünlerin satış noktalarını ellerinde tutmaya devam edemeyecekleri ve ciddi şekilde zorlanacakları öngörülebilir.

Avrupa Yeşil Anlaşması Dünyadaki En Büyük Yeşil Paket

Avrupa Yeşil Anlaşması ve AB ülkelerinde yeşil ve dijital dönüşümü desteklemeye odaklanan Yeniden Yapılanma Fonu'ndan (FO) finansman Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri için eşsiz bir fırsat yaratmaktadır. Birincisi, ulusal krizle mücadele programları durdurulduğunda ve aynı zamanda eski ve yeni AB bütçe perspektifi arasındaki sözüz edilen boşluklar arasında ek finansmana erişim imkanı ortaya çıkabilir.

Yakın zamanda duyurulan Polonya'daki endüstri kalkanı olarak adlandırılan kalkan, kilitlenmeden en çok etkilenen şirketlerin hayatta kalmasına hizmet ediyor ve bu yılın ikinci çeyreğinde getirilen "helikopter parasından" çok daha mütevazı. Yeniden Yapılanma Fonu'ndan gelen ilk fonlar 2021'in ikinci yarısında ve sonraki yıllarda görünür hale gelebilir.

İkinci olarak, hibeler şeklinde AB finansmanına erişim, kamu borcunun daha fazla birikmemesine imkan sağlayacaktır. Polonya'da AB standartlarına göre hesaplanan kamu borcunun GSYİH'ye oranı yüzde 16 arttı. GSYİH’ya oranı 2019'un sonunda yüzde 46'dan 2020 sonunda GSYİH (2021 Bütçe Yasasına göre) yüzde 62'ye yükseldi.

Son olarak, "helikopter parası" ve tüm şirketler için sağlana genel desteğin aksine, Yeniden Yapılanma Fonundan gelen fonlar dikkatli programlama ve sosyal danışma gerektirmektedir. Mevcut fonların en az % 37'si yeşil dönüşüme gidecek (Avrupa Konseyi'nin kararına göre, AB bütçesinin en az % 30'unu iklime harcamalıdır) ve % 20'si ise dijital dönüşüme gidecek.

Bu niteliksel gereksinimler muhtemelen karardan ödemeye kadar geçen süreyi uzatabilecek olsa da aynı zamanda ekonominin belirli zayıflıklarını ortadan kaldıracak ve sonuç olarak pandemiden sonra ekonominin üretim potansiyelini artıracak.

Şimdiye kadar, söz konusu kriz karşıtı kalkanlardan gelen fonlar iflasları önlemek ve istihdamı sürdürmek için harcandı. Bu fonların kullanımının arkasındaki fikir ekonominin pandemiden hızla kurtulmasına izin vermekti. Doğru bir seçimdi, ancak pandeminin tetiklediği değişiklikler karşısında yeniden yapılanma için teşviklerin eksikliğinden endişe duyulmaktadır. Pandemi öncesi durum ile pandeminin etkileri ve sonrası çok daha farklı yeni bir durum sergiliyor olacaktır. Diğer değişle, pandemic öncesi ve hemewn başlangıcındaki ilk verileri sabit tutarak buna göre sektörleri desteklemek, değişen koşulların getirdiği sektörler üzerindeki olumsuz etkileri yardım planına dahil edemediğinden krizin vurduğu ancak fonlardan yaralanamayan sektörler için ciddi adaletsizlik yaratabilir.

Dünya ekonomisi ve Avrupa düzenlemeleri (iklim hedefleri dahil) çok hızlı değişmekte ve bu nedenle yeni iç borçlanma ve AB fonları, ekonominin örneğin yeşil dönüşüm gibi yeni gerçeklere adaptasyonunu desteklemelidir. Yalnızca istihdamı sürdürmeye odaklanmak, gelecekte kârlı bir iş şansı olmayan birçok verimsiz işletmenin dönüşüme ayak uyduramadan devam etmesini beraberinde getirecektir.

Yeşil dönüşüme destek, pandemiden sonra Polonya ekonomisinin gelişmesi için itici bir güç haline gelebilir. Enerji verimliliği, yeşil enerji ve düşük emisyonlu ulaşım yatırımları, işgücü talebini artıracak ve önemli finansal kaynakların seferber edilmesini gerektirecektir. Bu tür yatırımlar yabancı teknolojilerin ithalatını gerektirse de, bu alanlarda yerli şirketlerin güçlü katılımı, bölgesel kalkınma (örneğin kıyı bölgesindeki açık deniz rüzgar çiftlikleri ve diğer bölgelerdeki alternatif ve çevre dostu enerji yatırımları) ve Avrupa ölçeğinde rekabet avantajları inşa etmek için önemli bir alan sağlayacaktır.

AB'ye katıldıktan sonra Polonya hızla birçok Batı Avrupa şirketinin tedarik zincirlerine katıldı ve Polonya ihracatı GSYİH büyümesinin motoru oldu. Avrupa'da yeni yeşil dönüşüm karşısında direnmek mümkün görünmemektedir. Yeşil enerji alanındaki kapsamlı tedarik zincirleri, akıllı elektrik şebekeleri ve elektromobilite, birçok Polonyalı şirket için fırsat kapısı olabilir. Aynı zamanda 2020 RES hedefinin karşılanamamasının sebeplerinden biri olan yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılacak yatırımlar ve kaybedilen zamanı geri kazanmak için de bir fırsat yaratabilir.

Yıllık Net 55 Milyar PLN Kullanabilme Şansı Mevcut

Avrupa Komisyonu belgelerine dayanarak, 2021-2027 yedi yıllık dönemde Polonya'nın GSYİH’sının % 25 oranında (yıllık GSİYH’nın ortalama yüzde 3,5’i) yıllık geri ödemesiz destek alabileceği tahmin edilmektedir. AB katkısı ile karşılaştırıldığında bu miktar GSİYH’nin yaklaşık yüzde 1 tutarındadır. GSYİH’nın yaklaşık% 2,5'i tutarında net bir transferdir. 2020 açısından bu miktar yaklaşık 55 milyar PLN net tutar anlamına gelmektedir. Ancak yaz aylarında ihdas edilen ve çoğu yedi yıllık planın ilk yarısında kullanılacak olan İmar Fonundan gelen fonların daha hızlı kullanılacağını bilinmektedir. Diğer değişle yani 2022-2024'te GSYİH’nın % 4'ü oranında bir net transferlerden bahsedilmektedir.

Bu miktarlar arasında geleneksel uyum fonlarındaki AB finansmanı, Ortak Tarım Politikası araçları ve Yeniden Yapılanma Fonundan yeni araçlarda kapsanmaktadır. Yeniden Yapılanma Fonu sayesinde 2021-2027 yıllarında Polonya geri ödemesiz fonları reel anlamda toplamda 2014-2020 bütçesine kıyasla yüzde 7 daha fazla alabilir.

Tercihli krediler de dahil, Polonya yüzde 30'dan daha fazla alabilir. Yeniden Yapılanma Fonu'nun yeni araçları olmasaydı, örn. Brexit ve artan kişi başına düşen GSYİH gibi nedenlerle Polonya AB fonlarından yeni perspektifte şu anda olduğundan yaklaşık yüzde 18 daha az alacaktı.

Yeniden Yapılanma Fonundan sağlanan fonların akıllıca ve etkin kullanılması Polonya'nın potansiyel GSYİH'sını artıracak, yenilenebilir enerji ve elektromobilite gibi geleceğin endüstrileri için bir itici güç olacaktır. Ekim ayı ortasında, Avrupa Komisyonu kılavuz ilkelerinde Polonya'da Yeniden Yapılanma Fonu'ndan destek alabilecek genel alanları belirtmiştir.

Yenilenebilir enerjide enerji sistemlerinin entegrasyonu, doğal gaz tüketiminin dekarbonizasyonu, enerji depolama ve temiz hidrojenden bahsedilmektedir. Avrupa Komisyonu aynı zamanda enerji verimliliğine (sanayide, konutlarda ve kamu binalarında) ve sürdürülebilir ulaşım ve bunun içinde toplu taşıma altyapısının modernizasyonuna, intermodal taşımacılığın ve elektromobilitenin teşvikine işaret etmektedir. Bu alanların hiçbirinde, olası gaz tüketiminin karbonsuzlaştırılması haricinde, Polonya hükümetin ekonomik öncelikler listesiyle bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Veto, Ulusal Yeniden Yapılanma Planı Üzerinde Olumsuz Bir Etki Yaratmaktadır

Yatırım yönlerini veya belirli projeleri tartışmak yerine, Polonya'nın AB bütçesi ve yeni Yeniden Yapılanma Fonu için veto tehdidini öne çıkmış bulunmaktadır. Yaz aylarında, dönemin Bakanı Jadwiga Emilewicz Ulusal Yeniden Yapılanma Planı taslağının Ekim ayının ikinci yarısında hazırlanacağını duyurmuştu. Ancak, bugün itibariyle yıl sonuna kadar bu taslağın nihai hale getirilip kamuya sunulması şüpheli görünmektedir.

Polonya'nın resmi olarak bu taslağı Avrupa Komisyonu'na sunması için 2021 yılı Nisan ayı sonuna kadar vakti olmasına rağmen, her hafta yaşanan gecikme, salgın sonrası ekonominin ihtiyaç duyduğu yeni fonlara erişimde ileri yönelik bir zaman kayması anlamına gelmektedir.

Potansiyel Polonya vetosu, ulusal yeniden yapılanma planındaki çalışmaları yavaşlattığı için, Polonya'daki Yeniden Yapılanma Fonundan fonların serbest bırakılmasını şimdiden gecikmiş bulunmaktadır. Bu gecikme Polonya ekonomisi için olumsuz yönde seyretmektedir. AB liderlerinin Aralık zirvesinden önceki müzakerelerde Yeniden Yapılanma Fonu'nun bloke edilmesinin önlenebileceğine dair çalışmalar yapılsa da AB’de Polonya ve Macaristan’a dair güven kaybı yaşanmasına engel olamamaktadır.

Olumsuz bir senaryoda, bu durum Polonya ekonomisi için ilave olarak yaklaşık yüzde 1-2 kayıp yaşanması muhtemeldir.