Ticaret Araştırmaları ve Risk Değerlendirme Genel Müdürlüğü

...

Dünya Bankası, Uluslararası Kamu İhalelerinde Artık %30 Yerel İş Gücü Şartı Getiriyor

Bu değişiklik, uluslararası rekabetçi ihaleye tabi olan inşaat mühendisliği işlerine yönelik sözleşmeleri kapsıyor ve 1 Eylül 2025’ten itibaren yürürlüğe girecek. Dünya Bankası, gelişmekte olan ülkelerdeki istihdam sorununa çözüm bulmak amacıyla kamu alımlarıyla ilgili kurallarını sıkılaştırıyor. 18 Temmuz 2025’te duyurulan yeni hükümler, finansmanı Dünya Bankası tarafından sağlanan altyapı inşaatı ve bakım projelerinde ihaleye giren şirketlerin iş gücü maliyetlerinin %30’unu yerel işçilerden sağlamasını zorunlu hale getiriyor.

Dünya Bankası’nın Operasyon Politikaları ve Ülke Hizmetlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Gallina Vincelette, bu yeni kuralın “istihdam yaratma konusundaki kararlılığımızı desteklediğini” belirterek şunları söyledi:

“Dünya Bankası tarafından finanse edilen projelerde yerel iş gücüne öncelik vermekle, müşteri ülkelerimizdeki halk için sadece kısa vadeli iş fırsatları yaratmıyor, aynı zamanda yerel toplulukların uzun vadeli potansiyeline de yatırım yapıyoruz. Bu yaklaşım, daha donanımlı ve kalifiye bir iş gücü oluşturulmasına katkı sağlarken, yerel ekonomileri de güçlendiriyor.”

Banka tahminlerine göre, önümüzdeki on yıl içinde gelişmekte olan ekonomilerde 1,2 milyar genç iş gücü piyasasına girecek. Bu nedenle kamu alımları sürecine istihdam odaklı bakışın artırılması, Dünya Bankası’nın finansmanının etkisini derinleştirmeyi amaçlıyor.

Dünya Bankası'nın ihale düzenlemelerindeki bu güncelleme, Mart 2025’te getirilen ve daha nitelikli teklif sahiplerini ve yenilikçi çözümleri projelere çekmeyi hedefleyen önlemlerin devamı niteliğinde. Bu yeni yaklaşım, yüksek değerli sözleşmelerin değerlendirilmesinde yaşam döngüsü maliyetleri, yenilik, sürdürülebilirlik ve yerel istihdam yaratımı gibi kalite unsurlarına daha fazla ağırlık verilmesini sağlayacak.

Karar ile hedeflenen ekonomilerin daha çok “ gelişmekte olan ekonomiler “ olduğu, başlıca bölgelerin ise; Sahra Altı Afrika (Kamerun, Nijerya, Kenya, Tanzanya…), Güney Asya (Hindistan, Bangladeş, Pakistan…), Doğu Asya (Vietnam, Endonezya…), Latin Amerika (Bolivya, Honduras, Paraguay…), MENA bölgesi (Mısır, Fas, Yemen…) olması gündemdedir. Etkisini büyük oranda yansıtacak sektörlerin ise genelde altyapı sektörleri olduğu; bunların karayolu, köprü, liman ve demiryolu projeleri, Enerji altyapısı (elektrik iletim hatları, hidroelektrik barajlar), İnşaat ve mühendislik projeleri, Su ve kanalizasyon sistemleri, Kamu binaları ve eğitim/sağlık tesisleri olması beklenilmektedir.

Bunun başta ülke sektörümüz olmak üzere; Yetersiz kalifiye iş gücü (Bazı ülkelerde eğitimli iş gücü bulunmayabilir), Eğitim ve iş başı süresi uzaması (Yabancı firmalar yerel işçileri yetiştirmek zorunda kalması, Denetim karmaşıklığı: (Yüzde 30’un belgelenmesi ve izlenmesi yeni bürokratik yük getirebilir.) gibi sorunlar ile karşılaşma olasılığı yüksektir.