Uluslararası yatırım ortamına ilişkin değerlendirmelerde tek bir göstergenin sunduğu fotoğraf çoğu zaman eksik kalmakta; gerçek tablo ancak farklı risk göstergelerinin birlikte okunmasıyla ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede, Transparency International Yolsuzluk Algı Endeksi (CPI), OECD Ülke Risk Sınıflaması ve IMF Article IV makroekonomik değerlendirmeleri birlikte incelendiğinde, Tacikistan iş ortamına ilişkin risk algısının daha dengeli bir perspektifle ele alınması gerektiği görülmektedir.
Dün duyurduğumuz Transparency International tarafından yayımlanan Yolsuzluk Algı Endeksi sonuçları, kamu sektörü şeffaflığına ilişkin algının sınırlı kaldığını ortaya koymaktadır (CPI 2025: 19/100 puan, 166. sıra, yayımlanma tarihi: 11 Şubat 2026). Bu çerçevede, özellikle kamu süreçleriyle temas eden yatırımcılar açısından operasyonel risk yönetiminin önem kazandığı değerlendirilmektedir.
OECD tarafından ihracat kredileri ve uluslararası finansman süreçlerinde referans alınan Ülke Risk Sınıflaması kapsamında Tacikistan’ın yüksek risk kategorisinde yer almaya devam ettiği görülmektedir (OECD Country Risk Classification: Kategori 7, en güncel OECD sınıflandırmasına göre). Bu durum, ihracat kredisi sigorta primleri ve proje finansmanı maliyetlerinin planlanmasında dikkatli yaklaşımı gerekli kılmaktadır.
Buna karşılık, Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından gerçekleştirilen son Article IV değerlendirmesi, makroekonomik çerçevede büyüme dinamiklerinin sürdüğünü, enerji ve altyapı yatırımlarının ekonomik faaliyet açısından belirleyici rolünü koruduğunu ve sistemik kırılganlıkların yönetilebilir seviyelerde bulunduğunu ortaya koymaktadır (IMF Article IV Consultation – yayımlanma tarihi: 24 Haziran 2025).
Söz konusu göstergeler birlikte değerlendirildiğinde Tacikistan’ın;
• makroekonomik açıdan faaliyetlerin sürdürülebildiği,• kurumsal süreçler bakımından dikkatli planlama gerektiren,• finansman stratejisinin ticari başarının ayrılmaz parçası olduğu
bir pazar profili sunduğu anlaşılmaktadır.
Türk firmaları açısından mevcut tablo, risklerin fırsatları ortadan kaldırdığı bir ortamdan ziyade; doğru ortaklık yapıları, güçlü sözleşme disiplini ve mümkün olduğunca uluslararası finans kuruluşları tarafından desteklenen projelere yönelim ile rekabet avantajı elde edilebilecek bir çerçeve ortaya koymaktadır.
Uluslararası göstergelerin birlikte okunması, Tacikistan’ın yüzeysel değerlendirmelerde sıklıkla atfedildiği “yüksek riskli pazar” algısının ötesinde; yüksek giriş bariyerleri nedeniyle rekabet yoğunluğunun sınırlı olduğu ve stratejik yaklaşım benimseyen firmalar için fırsat alanları barındıran bir pazar olarak değerlendirilmesinin daha dengeli bir yaklaşım olacağını göstermektedir.
