Ruanda yakıt arz güvenliğini güçlendirmek için Kenya ve Tanzanya üzerinden iki yeni petrol ithalat koridoru oluşturmaktadır. Denize kıyısı olmayan ve tükettiği akaryakıtın tamamını ithal eden küçük bir ülke olan Ruanda için, yakıtın ülkeye ne kadar hızlı ulaştığı ve ne kadar depolanabildiği hayati önem taşımaktadır.
Bu doğrultuda Ruanda Hükümeti, küresel petrol piyasalarında yaşanan dalgalanmaların ardından arz güvenliğini artırmak amacıyla Tanzanya ve Kenya üzerinden iki yeni devlet destekli yakıt ithalat koridoru oluşturmaktadır. Bu iki düzenleme, Ruanda'nın son yıllardaki en önemli akaryakıt ithalat stratejisi değişikliklerinden biri olarak görülmektedir. Hükümet böylece yakıtın satın alınması, taşınması ve depolanması üzerinde daha fazla kontrol sahibi olurken, tedarik güzergâhlarını da çeşitlendirmiş olacaktır.
İlk düzenleme, Başbakan Dr. Justin Nsengiyumva tarafından 9 Temmuz'da Parlamento'da açıklanmıştır. Bu kapsamda akaryakıt, Tanzanya'nın Tanga Limanı üzerinden Ruanda'ya ulaştırılacaktır. İlk etapta yaklaşık 40.000 tonluk (yaklaşık 47–54 milyon litre) sevkiyatın Temmuz ayı sonunda ulaşması beklenmektedir. Sonrasında her ay düzenli sevkiyat yapılması planlanmaktadır. Ruanda ile Tanzanya arasında 3 Temmuz'da imzalanan anlaşma kapsamında Rwanda National Energy Company (RNEC) ile Gulf Bulk Petroleum Tanzania Limited arasında iş birliği tesis edilmiştir.
İkinci ve daha kapsamlı anlaşma ise 29 Haziran'da Kenya ile imzalanmıştır.
Bu anlaşmayla Ruanda;
- Mombasa Limanı
- Kenya'nın boru hattı ağı
- yakıt depolama altyapısı
üzerinden rafine petrol ürünlerini ithal edebilecektir. Önceki ticari satın alma modeli yerine hükümetler arası doğrudan alım sistemi uygulanacaktır. Böylece Ruanda toplu yakıt satın alabilecek ve Kenya'nın altyapısından yararlanabilecektir. Bu kapsamda Kuzey Koridoru üzerinden taşınacak yakıt miktarının;
- 2025 yılında 42–50 bin metreküpten
- yıllık 500 bin metreküpün (yaklaşık 500 milyon litre) üzerine çıkması beklenmektedir. İlk sevkiyatın 4–6 Eylül tarihleri arasında Mombasa Limanı'na ulaşması planlanmaktadır.
Kenya ayrıca Ruanda'ya ait yakıtların Kenya Boru Hattı Şirketi depolarında kalış süresini 35 günden 90 güne çıkarmayı kabul etmiştir. Bu sayede Ruanda stratejik petrol stoklarını artırabilecek ve olası kriz dönemlerinde arz güvenliğini daha iyi yönetebilecektir.
Ruanda yılda yaklaşık 730 milyon litre akaryakıt tüketmektedir. Kenya anlaşması tam kapasiteye ulaştığında yılda 500 milyon litreden fazla akaryakıt sağlayabilecektir.
Tanzanya üzerinden her ay 40 bin tonluk sevkiyat devam ederse yıllık 560–650 milyon litre arasında ilave yakıt ithal edilebilecektir.
Böylece iki koridorun toplam kapasitesi Ruanda'nın mevcut yıllık tüketiminin üzerine çıkabilecektir. Hükümet, ülke ekonomisi büyüdükçe ithalat miktarlarının da kademeli olarak artırılacağını belirtmektedir. Bununla birlikte Darüsselam Limanı, genel yük taşımacılığı açısından Ruanda'nın ana giriş kapısı olmaya devam edecek ve ithalatın yüzde 70'ten fazlası bu güzergâhtan yapılacaktır.
Yeni koridorlar mevcut sistemi değiştirmek yerine onu tamamlayacaktır.
Bu adımlar, küresel enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmaların ardından atılmıştır.
Yılın başlarında ABD-İran gerilimi ve Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmeler nedeniyle petrol fiyatı varil başına 70 dolardan 126 doların üzerine çıkmıştır.
Benzin ve motorin fiyatları yaklaşık yüzde 50 artmıştır.
Ruanda Hükümeti, Mart-Haziran döneminde akaryakıt fiyatlarını dengelemek amacıyla yaklaşık 48 milyar Ruanda Frangı sübvansiyon sağlamıştır. Yeni ithalat koridorları, küresel petrol fiyatlarını değiştiremese de liman, boru hattı veya tedarik zincirlerinde yaşanabilecek kesintilere karşı Ruanda'nın alternatif tedarik kaynaklarına sahip olmasını sağlayacaktır.
Ayrıca Ruanda'nın 2026 yılında Kenya Pipeline Company hisselerine yatırım yapması da iki ülke arasındaki enerji iş birliğini güçlendirmiştir.
