Dünya Bankası, Ruanda için dokuz yıllık yeni bir finansman ve kalkınma ortaklığı programını uygulamaya hazırlanıyor. Bu gelişme, uluslararası kuruluşun Ruanda'nın uzun vadeli ekonomik hedeflerine duyduğu güvenin devam ettiğini gösterirken, yeni dönemde istihdam yaratılması, özel sektörün büyümesi ve yaşam standartlarının iyileştirilmesine daha fazla önem verileceğine işaret etmektedir. Temmuz 2026 – Haziran 2035 dönemini kapsayacak olan 2026–2035 Ülke Ortaklık Çerçevesi (Country Partnership Framework - CPF), Dünya Bankası Grubu'nun önümüzdeki on yılda Ruanda'nın kalkınma hedeflerini desteklemek amacıyla uygulayacağı temel strateji belgesi olacaktır. Bu çerçeve, Ruanda Vizyon 2050, İkinci Ulusal Dönüşüm Stratejisi (NST2) ve ülkenin 2035 ara kalkınma hedefleriile uyumlu şekilde hazırlanacak.
Yeni program, 2021–2026 mali yıllarını kapsayan önceki ortaklık döneminin tamamlanmasının ardından geliyor. Bu dönemde Ruanda, ilk finansman döngüsünde yaklaşık 912 milyon ABD doları tutarında kaynak tahsisi alırken, Dünya Bankası'nın özel finansman pencereleri aracılığıyla ilave finansmanlardan da yararlanma hakkına sahip olmuştur. Bu çerçeve, klasik bir yardım paketi olmanın ötesinde; Dünya Bankası Grubu bünyesindeki Uluslararası Kalkınma Birliği (IDA), Uluslararası Finans Kurumu (IFC) ve Çok Taraflı Yatırım Garanti Ajansı (MIGA) tarafından sağlanacak finansman, teknik destek ve özel sektör yatırımlarının hangi alanlara yönlendirileceğini belirleyecektir. Bu yılın Ocak-Mart döneminde Dünya Bankası; kamu kurumları, Parlamento, özel sektör temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, kalkınma ortakları ve üst düzey kamu yetkilileriyle kapsamlı istişareler gerçekleştirerek Ruanda'nın öncelikli kalkınma ihtiyaçlarını belirlemiştir. İstişare sonuçlarına göre, katılımcılar yeni ortaklığın en temel hedefi olarak istihdam oluşturulmasını öne çıkarmıştır. Paydaşlar; iş gücü piyasasının ihtiyaçlarına uygun becerilerin geliştirilmesine yatırım yapılması, işletmelerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması, özel sektörün büyümesinin desteklenmesi ve özellikle gençler için daha fazla istihdam yaratacak politikaların uygulanması çağrısında bulunmuştur.
Tarım sektörü de görüşmelerde önemli yer tuttu. Katılımcılar, tarımsal verimliliğin artırılması, tarımsal değer zincirlerinin güçlendirilmesi, katma değerli üretimin teşvik edilmesi ve iklim değişikliğine karşı dayanıklılığın artırılması yoluyla kırsal gelirlerin yükseltilmesini istemiştir. Görüşmelerde ayrıca altyapı yatırımları, dijital bağlantı ve kentsel gelişimin rekabet gücünün korunması açısından kritik olduğu vurgulanırken; kadınlar, gençler, engelliler ve kırılgan grupların ekonomik büyümeden daha fazla faydalanmasını sağlayacak kapsayıcı kalkınma politikalarının sürdürülmesi gerektiği ifade edilmiştir. Belirlenen öncelikler, Dünya Bankası'nın önceki ortaklık çerçevesinde tespit ettiği temel sorunlarla büyük ölçüde örtüşmektedir.
Dünya Bankası, Ruanda'nın 1994 yılından bu yana "dikkat çekici bir sosyal, siyasi ve ekonomik yeniden yapılanma" süreci yaşadığını belirtirken, ülkenin bir sonraki kalkınma aşamasında özel sektör öncülüğünde büyümenin hızlandırılması, daha nitelikli istihdam oluşturulması, eğitim ve beceri seviyesinin yükseltilmesi, tarımın daha verimli hale getirilmesi ve bölgesel ile uluslararası pazarlara entegrasyonun güçlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Önceki çerçevede ayrıca Ruanda'nın güçlü kamu kurumları, sonuç odaklı kamu hizmeti anlayışı ve yolsuzluğa karşı sıfır tolerans politikası sayesinde kalkınma yardımlarından en fazla yararlanan ülkelerden biri haline geldiği belirtilmişti. Dış finansman, ülkenin kalkınmasının temel kaynaklarından biri olarak değerlendirilmektedir.
Bununla birlikte Dünya Bankası, Ruanda'nın hızlı büyümesini sürdürebilmesi için kamu yatırımlarına dayalı modelden kademeli olarak özel sektör öncülüğündeki büyüme modeline geçmesi gerektiğini, ekonomik büyümenin daha hızlı yoksulluk azalması ve daha geniş istihdam olanaklarına dönüşmesinin önem taşıdığını ifade etmiştir.
Yeni Ülke Ortaklık Çerçevesi'nin, 2035 yılına kadar Dünya Bankası Grubu'nun Ruanda'daki faaliyetlerini yönlendirmesi; kredi, hibe, teknik yardım ve özel sektör yatırımlarına ilişkin stratejik yol haritasını oluşturması beklenmektedir.
