Uluslararası piyasada kalay fiyatları, son yılların en yüksek seviyelerine çıkarak ton başına yaklaşık 50.000 ABD dolarına ulaştı. Bu rakam, 2025 yılında ortalama 32.000 ABD doları/ton olan fiyata kıyasla geçen yıla göre yüzde 50’den fazla bir artışı temsil ediyor.
Uzmanlara göre bu yükseliş; elektronik, yenilenebilir enerji teknolojileri ve sanayi üretiminden kaynaklanan artan talep ile birlikte, başlıca üretici bölgelerdeki arz kısıtlarının bir sonucu olarak ortaya çıktı. Ruanda’daki önemli madencilik şirketlerinden Trinity Metals’in İcra Kurulu Başkanı Peter Geleta, fiyatların yüksek seviyelerde kalmasının, ülkenin yatırımcı dostu ortamını koruması hâlinde Ruanda madencilik sektörüne yeni yatırımlar çekebileceğini söyledi.
“Ruanda, istikrarlı ve yatırımcı dostu bir destinasyon olarak konumunu korumalı ve uluslararası madencilik uygulamalarını teşvik eden, yüksek potansiyele sahip bir madencilik bölgesi olarak itibarını güçlendirmelidir,” dedi.
Geleta, yüksek fiyatların gelirleri artırabileceğini, ancak kalay fiyatlarındaki artışın henüz şirketin ihracat hacimlerini değiştirmediğini belirtti. Bunun nedeninin, aylık satışları fiyatların değil üretim seviyelerinin belirlemesi olduğunu ifade etti.
“Trinity Metals her ay ürettiği tüm kalayı satıyor ve stok yapmıyor. Son altı ayda üretim seviyelerimiz aylık yaklaşık 70–80 ton civarında sabit kaldı,” diyen Geleta, şirketin elverişli piyasa koşullarından yararlanmak için üretimi artırmaya odaklandığını ekledi.
Trinity Metals, Ruanda’nın en büyük iki kalay madeni olan Rutongo ve Musha’yı işletiyor; ayrıca Afrika’nın en önemli tungsten yataklarından biri olan Nyakabingo’da da faaliyet gösteriyor. Şirket, yüksek fiyatların mali baskıyı azalttığını ve daha önce askıya alınmış yatırımların yeniden hayata geçirilmesini sağladığını belirtiyor.
Geleta, bu yeniden yatırımların, kısa vadeli kazançlar yerine sürdürülebilir operasyonlar ve uzun vadeli büyüme yoluyla çalışanlar ve çevre topluluklar dâhil olmak üzere çok sayıda paydaşa fayda sağladığını vurguladı.
“Sıkı sermaye tahsisi yönetişimi ve nakit yönetimi uyguluyoruz; bu sayede metal fiyatlarının yüksek olduğu dönemlerde kaynak israfından kaçınıyoruz,” dedi.
“Yüksek metal fiyatları, sahiplerin ve işletmecilerin rehavete kapılmasına kolayca yol açabilir. Trinity’de buna karşı dikkatliyiz; çünkü metal fiyatlarını kontrol edemeyeceğimizi ve fiyatların her zaman dalgalandığını biliyoruz. Bu nedenle doğru maliyet yönetimiyle finansal disiplinimizi korumak zorundayız.”
Geleta, güçlü piyasa koşullarına rağmen Trinity Metals’in temkinli yaklaşımını sürdürdüğünü ve emtia fiyatlarının yükselmesinin getirebileceği rehavetten kaçınmak için sıkı mali disiplin uyguladığını yineledi.
“Metal fiyatlarını kontrol edemeyiz ve fiyatlar her zaman dalgalanır. Dikkatli sermaye tahsisi, maliyet kontrolü ve yönetişim; şirketin sürdürülebilir ve sorumlu madencilik yaklaşımının merkezinde yer alıyor,” dedi.
Trinity Metals, Nyakabingo, Rutongo ve Musha’daki üç madeninde 6.500’den fazla kişiyi istihdam ediyor; bunların yüzde 99’u Ruandalı. İş gücü dağılımı Rutongo’da 2.500, Musha’da 2.200 ve Nyakabingo’da 1.800 çalışan şeklinde.
Şirket ayrıca, operasyonları genelinde çevresel ve sosyal yönetişim (ESG) girişimlerini desteklemek amacıyla ABD Uluslararası Kalkınma Finans Kurumu’ndan (DFC) teknik destek finansmanı alan Afrika’daki ilk faal maden olma özelliğini taşıyor.
Ruanda, 2024 yılında mineral ihracatından 1,7 milyar ABD doları gelir elde etti; bu rakam 2017’de 373 milyon ABD dolarıydı. Hükümet, yıllık mineral ihracat gelirlerinin 2029’a kadar 2,2 milyar ABD dolarına ulaşmasını öngörüyor.
“Yüksek fiyatlardan elde edilen tüm ek gelirler yeniden işimize yatırılıyor. Artan gelirler, sermaye kısıtları nedeniyle daha önce askıya alınmış projeleri ilerletmemize olanak tanıyor. Topluluklarımız da dâhil olmak üzere tüm paydaşlar bundan fayda sağlıyor,” dedi Geleta.
