Ticaret Araştırmaları ve Risk Değerlendirme Genel Müdürlüğü

...

Tedarik Zinciri Yasası Federal Meclis Gündeminden Çıktı

Almanya Federal Cumhuriyeti “Tedarik Zincirleri Yasa Tasarısı”nı konuşuyor. Federal hükümetin resmi internet sitesinde[1] konuya dair bir bilgilendirme de yer alıyor:

Giysiler Asya’dan, kakao ve meyve Afrika’dan, Kahve Güney Amerika’dan: Almanya için mal üreten insanların haklarının korunması – tedarik zincirlerinde şirketlerin özen zorunluluğu hakkındaki yasanın hedefidir.

Söz konusu sitede, uluslararası tedarik zincirleri ile ilgili olarak ticaret ve üretimde temel insan haklarının sürekli olarak ihlal edildiği, çocuk işçi çalıştırılması, suistimal, ayrımcılık ve işçi haklarının eksikliğinin bunla ilgili olduğu, ayrıca doğanın tahribatının (ormanların kesimi, pestisit atıkları, su ve hava kirliliğine neden olan faaliyetler) da gündeme alınacağı belirtilmektedir. Almanya’daki işletmelerin, dünyanın diğer yerlerinde üretilen değerlerden de gelir elde ettiği, bu nedenle tedarik zincirleri boyunca insan haklarına dikkat etme sorumluluğu taşıdıkları da vurgulanmaktadır.

Alman Hükümeti bu çerçevede, 03 Mart 2021 tarihinde bir karar almıştır. Tasarı çerçevesinde iletilen bilgi notu ise Evvelce Hamburg Ticaret Ataşeliği’nce aynı tarihte paylaşılmıştı. Yasa tasarısı;

  • - Yasanın yürürlüğe giriş tarihinin 01/01/2023’dir, ilk aşamada 3.000 kişinin üzerinde çalışanı istihdam eden firmalar ve bir yıl sonrasında ise 1.000 kişinin üzerinde çalışanı istihdam eden firmalar bu yasa kapsamında değerlendirilecektir.
  • - Firmalara yukarıda ifade edilen alanlarda önlemler alma, bu konularda meydana gelen sorunları çözmek için gerekli mekanizmayı oluşturma ve raporlama zorunluluğu getirilecektir.
  • - Cirosu 400 milyon avrodan fazla olup kanuna aykırı hareket eden firmaların cirolarının % 2’sine varan cezayı ya da 3 yıl boyunca kamuya açık devlet ihalelerine katılamama cezasını getirecektir.

Alman Federal Meclisi (Bundestag) 22 Nisan 2021 tarihindeki ilk oturumunda, Hükümetin taslak metni çerçevesinde 30 dakikalık bir görüşme gerçekleştirilmiş[2], görüşmenin ardından yasa tasarısının “Çalışma ve Sosyal Alanlar Komisyonu”na havale edilmesine karar verilmiştir.

Frankfurter Allgemeine Zeitung[3] gazetesinde yer alan habere göre, söz konusu yasa tasarısı 20 Mayıs 2021 Perşembe günlü Federal Meclis gündeminde nihai görüşme aşamasında olmasına rağmen, Meclis gündeminden çıkarılmıştır. Söz konusu durum farklı fraksiyonlar tarafından duyurulmuş olmakla birlikte, bu durumun altında yatan sebepler henüz belli değildir.

Yasa tasarısında iki tür tedarikçiye sorumluluk yüklenmektedir: Doğrudan tedarikçi ve dolaylı tedarikçi. Bir sözleşme çerçevesinde çalışan ve malın üretilmesi veya hizmetin ifa edilmesi için gerekli olan tedariki sağlayan firma doğrudan tedarikçi iken, malın üretilmesi veya hizmetin ifa edilmesi için gerekli olan tedariki sağlayan, ancak direkt tedarikçi olmayan firmalar ise dolaylı tedarikçilerdir.

Sorumluluk ağırlıklı olarak doğrudan tedarikçi üzerindedir. Dolaylı tedarikçi ise, yönetimin yeterli/hatırı sayılır miktarda bir bilgiye sahip olması neticesinde sorumlu olmaktadır. Cezaların yanında yeni bir uygulama da gündeme gelmektedir. Bu yeni uygulama sendikalar ve STK’lara, yurtdışındaki şirket çalışanlarının çıkarlarını, Almanya’daki işverenlerine karşı temsil etmelerine imkân vermektedir.

Meclis’teki görüşmelerde şirketlerin ve ilgili çıkar gruplarının temsilcileri, Alman şirketlerin bu tarz risk içeren bölgelerden çekilmesi ile sonuçlanabileceğini ifade etmiştir. İşveren dernekleri temsilcisi de yasa tasarısında içeriği belli olmayan hukuki tanımlamaların olduğunu, sadece “angemessen - ölçülü” ifadesinin yasa tasarısında 49 sefer geçtiğini belirtmiştir.

Kiel’de bulunan Dünya Ekonomisi Enstitüsü yasa tasarısı çerçevesindeki değerlendirmesinde, tedarik zincirleri yasasındaki yalnızca muhasebesel maliyetlere bakılmasına karşı uyarıda bulunarak, tedarikçi ülkelerdeki iktisadi maliyetlerin de küçümsenmemesi gerektiğine dikkat çekmektedir. Düşük gelirli ülkelerin, yüksek gelirli ülkelerin değer oluşturma süreçlerine katılmasının o ülkelerdeki ortalamada kişi başına geliri iyileştirdiği ifade edilmektedir. Zayıf kurumlara sahip düşük gelirli ülkelerdeki tedarikçilerin Alman ya da Avrupalı şirketlerin tedarik zincirlerinden çıkmasının, bu avantajı ortadan kaldıracağını da beyan etmiştir.

Uluslararası Çalışma Örgütü bu tasarıyı memnuniyetle karşılarken, Kiel Enstitüsü ise uluslararası sözleşmelere uyum sorumluluğun üretici ülkelerin yönetimlerinde olduğunu ifade etmiştir. Amerika ve Çin’in bu sözleşmelerin tümünü ise kabul etmediğini de belirtmektedir.

Federal Meclis’in İktisadi Hizmetler Departmanının yeni kanun tasarısı hakkındaki değerlendirmesine göre, mecburi çalışmanın gündeme gelmesi halinde Alman şirketlerinin Çinli tedarikçileriyle iş ilişkilerini sonlandırmak zorunda olacağı ifade edilmiştir. Bu durumda para cezası ya da dahası belli durumlarda şirket çalışanlarının kişisel cezai sorumluluğunun gündeme geleceği belirtilmektedir.

 

[1]https://www.bundesregierung.de/breg-de/suche/lieferkettengesetz-1872010

[2]https://www.bundestag.de/dokumente/textarchiv/2021/kw16-de-lieferkettengesetz-834842

[3]https://www.faz.net/aktuell/wirtschaft/lieferkettengesetz-erst-einmal-ausgebremst-17345715.html